AVRUPA BİRLİĞİ » AB DÖNEM BAŞKANLIĞI » FRANSA, AB KONSEYİ DÖNEM BAŞKANLIĞI’NI DEVRALDI | İKV - İKTİSADİ KALKINMA VAKFI

Fransa, AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nı 1 Ocak 2022 tarihinde Slovenya’dan devraldı. Böylelikle 1 Ocak 2022 - 30 Haziran 2023 dönemini kapsayan 18 aylık üçlü dönem başkanlığı süreci de başladı. Fransa, Çekya ve İsveç’ten oluşan üçlü dönem başkanlığı programının ana eksenini Avrupa değerlerine bağlı kalarak, Avrupa vatandaşlarının özgürlüklerini korumak, sürdürülebilir yeşil büyüme ve dijital egemenlik ekseninde yeni bir büyüme modeli kurmak ve yeşil bir Avrupa inşa ederek Avrupa halklarının sağlığını koruyabilmek oluşturuyor.

AB’nin Kurucu Üyelerinden Biri Olan Fransa’nın Entegrasyon Serüveni

Hem AKÇT hem de AET’nin kuruluşunda imzacı ülkelerden biri olan Fransa, AET’nin yürürlüğe girdiği 1 Ocak 1958’den itibaren sürdürülen Konsey Başkanlığı görevini bu son devir-teslim ile 13’üncü kez üstlendi. Schuman deklarasyonu, Mitterand ve Sarkozy’nin cumhurbaşkanlıkları dönemlerinde Almanya ile kurulan yakın ilişkiler Fransa’nın Avrupa entegrasyonuna yön vermede ne derece güçlü ve önemli bir aktör olduğunun göstergeleri olarak sıralanabilir. Buna karşın Fransa’nın Avrupa entegrasyonunu gerilettiği veya başka bir aşamaya taşımak konusunda başarısız olduğu Avrupa Savunma Topluluğu ve Boş Koltuk Krizi gibi örnekler de mevcut.

Milenyumdan sonra üçüncü kez dönem başkanlığını üstlenen Fransa’nın diğer iki deneyimi, 2000 ve 2008 yıllarındadır. 2000 yılında Jacques Chirac’ın cumhurbaşkanlığında bu görevi üstlenen Fransa, 2004 genişlemesinden önceki ön hazırlıklardan biri olarak kabul edilen ve AB kurumlarının karar alma mekanizmasını düzenleyen Nice Antlaşması’nın müzakere sürecini kolaylaştırmıştır. Bununla birlikte, Avrupa Sosyal Modeli’ni hayata geçiren Lizbon Stratejisi’nin uygulamaya geçirilmesi aşamasında Fransa, AB Konseyi Başkanlığı ile büyük bir rol oynamıştır. Nicolas Sarkozy’nin cumhurbaşkanlığında gerçekleşen ikinci AB Konseyi Başkanlığı görevinde ise Fransa çözülmesi güç olan birçok sorunla karşı karşıya kalmıştır. Bunlara örnek olarak Lizbon Antlaşması’nın İrlanda tarafından veto edilmesi ve küresel kriz verilebilir. Yine bu dönemde 2004 ve 2007 yıllarında üye olan Doğu Avrupa ülke vatandaşlarının AB sınırları dâhilinde serbest dolaşımını sağlayacak düzenlemeleri hayata geçirirken genişlemeye dair şüpheci yaklaşımını sürdürmüştür. Türkiye’nin de üyesi olduğu Akdeniz için Birlik girişimi, Türkiye’nin üyelik sürecine alternatif bir ortaklık olarak yorumlanmıştır.

Fransa’nın Dönem Başkanlığı ve Öncelikleri

1 Ocak – 30 Haziran 2022 döneminde yürütülecek AB Konseyi Başkanlığı’nın internet sitesinde Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un 2017 yılında yaptığı ve “Sorbonne konuşması” olarak da bilinen açıklama kapsamında “egemenlik gündemi” konusuna özel bir yer ayrılıyor. Böylelikle Fransa, yaklaşık beş yıl öncesinde belirlediği aşağıdaki önerilerin uygulamaya geçirildiğini belirtirken bu önerilerin dönem başkanlığı süresince de takip edileceğini ve geliştirileceğini dile getiriyor:

- “Ekolojik dönüşüm” kapsamında gelinen noktada Avrupa’nın, bütçesinin üçte birini küresel ısınmayla mücadele için ayırması ve 2050 yılına kadar karbon-nötr ilk kıta olması,

- Telif hakkı reformu ve dijital platformlardaki terörist içeriklerin kaldırılmasına yönelik yasaların yürürlüğe koyulması,

- İşvereni tarafından geçici bir süreliğine başka bir AB Üye Devleti’ne çalışmaya gönderilen işçiler konusunda meydana gelen ücret ve şart farklılıklarının ortadan kaldırılması,

- Avrupa’nın ilk ortak askeri bütçesini belirlemesi, Avrupa Müdahale İnisiyatifi’nin kurulması,  Fransa ve Almanya’nın tank ve savaş uçağı geliştirmek üzere güçlerini birleştirmesi,

- Avrupa’nın krizlerinin aşılması için önemli bir mekanizma olan kurtarma planının aşamalı ticari koruma araçlarıyla güçlendirilmesi.

Macron’un 9 Aralık 2021’de yaptığı açıklamadan hareketle, Fransa’nın AB Dönem Başkanlığı süresince üzerinde yoğunlaşacağı önceliklerin şu şekilde sıralanması mümkün:

- Egemen Avrupa hayalinin hayata geçirilmesi,

- Avrupa Sosyal Modeli ve AB bütçesinin sosyal politika bağlamında güncellenmesi,

- İklim öncelikli yeni ekonomik kalkınma modelinin uygulanması sürecinin hızlandırılması,

- Dijital dönüşümün yasal olarak desteklenmesi

Takip edilecek düzenleme ve belirlenen öncelikler kapsamında Fransa’nın uygulamaya geçireceği faaliyetler ise şu şekildedir:

- Schengen reformu, AB’nin egemenliğini ve rekabetçiliğini güçlendirecek önlemler,

- Avrupa Sosyal Modeli’nin güncellenmesi ve asgari ücret konusunda Üye Devletlerin tamamı için bağlayıcı olacak bir Avrupa mevzuatının oluşturulması,

- AB bütçe paylarının yeniden düzenlenmesi ve Maastricht kriterlerinin revize edilmesi,

- Küresel ısınmayla mücadele kapsamında karbon-nötr Avrupa hedefini hayata geçirmek için çalışmaların hızlandırılması,

- AB ve Avro Alanı için yeni bir büyüme ve yatırım modelinin geliştirilmesi,

- Dijital Pazarlar Yasası ve Dijital Hizmetler Yasası’nın yürürlüğe koyulması,

- Erasmus Programı’nın genişletilmesi,

- 27 üye ülkeden yüzlerce akademisyenin bir araya gelerek Avrupa gündemini ve Avrupa’nın geleceğini ilgilendiren her konuda aydınlatıcı tartışmalara sahne olacak bir Avrupa Akademisi girişiminin kurulması,

- Sağlık alanında Alzheimer gibi başat araştırma sahaları için ortak bir araştırma ajansının kurulması.

1- Egemen Bir Avrupa

Birinci öncelik alanı, egemenlik ve savunma bağlamında Schengen düzenlemesinin revizyonudur. Macron, bu düzenlemenin gerekçesini Avrupa’ya sığınma talebinde bulunan insanların sayısının artması olarak ifade ediyor. Dolayısıyla, sığınma hakkının muhtemel bir manipülasyonu ve insan kaçakçılığı ağlarının artmaya başlayan gücü bu düzenleme ile engellenmek isteniyor. Macron, bu sayede Schengen reformunun aynı zamanda Avrupa sınırlarının ve dolayısıyla Avrupa’nın egemenliğinin korunması anlamına geldiğini ima ediyor. Aynı zamanda Fransa, 1998 yılındaki St. Malo Zirvesi ve 1999 NATO Washington Zirvesi’nde ortaya atılan Berlin+ girişiminden itibaren altyapısını hazırladığı “stratejik özerklik” fikrini güçlendirecek hamleler yapmayı vaat ediyor. Bu kapsamda ekonomiden güvenliğe, dijitalleşmeden ticarete kadar birçok alanda özerkleşmek ve rekabet gücünü artırmak, Fransa AB Konseyi Başkanlığı’nın temel gündemlerinden birkaçı olacaktır. Ayrıca Fransa, Üye Devletleri savunma ve askeri alanlarda iş birliğini güçlendirmeleri için destekleyeceğini de ifade ediyor. Sınırda hayata geçirilmesi planlanan acil durum mekanizmasının Frontex ve gerektiğinde ulusal kolluk kuvvetleriyle iş birliği halinde işlemesi gerektiğinin de altını çiziyor.

2- Avrupa Sosyal Modeli’nin Güncellenmesi

İkinci öncelik, şaşırtıcı olmayan bir şekilde, sosyal politika alanına ilişkin yeni bir düzenleme takviminin oluşturulmasıdır. Sosyal politika alanında ilk dikkat çeken gündem, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in 2024 yılına kadar hayata geçirmeyi vaat ettiği AB asgari ücreti sistemi. Düzenleme, yasal bir asgari ücret mevzuatı olan ülkeleri ilgilendiriyor. Buna göre Üye Devletler, asgari ücret kapsamında adil ve insana yakışır yaşam koşullarını sunmakla mükellef olacaklar. AP ve AB Konseyi, bu düzenleme için tutumunu belirlemekle birlikte müzakere trafiği için Fransa Dönem Başkanlığı’nı bekliyordu. Bunun yanı sıra Fransa, Maastricht kriterlerinden “bütçe açığı prosedürünü” değiştirmeyi planlıyor. Bütçe açığının GSYH’nin %3’ünü geçmesini önlemek için belirlenen bu prosedürü “modası geçmiş” olmakla eleştiren Macron, COVID-19 salgını sonrası toparlanma sürecinin hızlandırılması için yeniden düzenlenmesini destekliyor.

3- İklim Değişikliği Gündemi

Fransa, AB’nin 2050 yılına kadar karbon-nötr bir kıta olma hedefine ulaşmak için kabul ettiği Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması’nın uygulamaya geçirilme sürecini hızlandırmayı amaçlıyor. Bunun yanında ormansızlaşma ile mücadele kapsamında ormansızlaşmaya neden olan ürünlerin ithalatını yasaklamayı programına dâhil ediyor.

4- Dijitalleşme Doğrultusunda Mevzuat Düzenlemeleri

Özetle “Avrupa’yı bir dijital güce dönüştürmek” olarak da ifade edilebilecek olan dijital gündeme dair hedefler, aynı zamanda dijital egemenlik ve dijital bağımsızlık hedeflerini de içeriyor. Bu hedefler, stratejik özerklik fikrinin dijital boyutunu oluşturuyor. Avrupa Komisyonunun öngördüğü yatırım planlarının yanında 15 Aralık 2020 tarihinde yayımlanan Dijital Pazarlar Yasası ve Dijital Hizmetler Yasası’nın müzakere edilerek yürürlüğe sokulması planlanıyor. Çevrimiçi platformlarda rekabeti düzenlemeyi ve ihlalleri önlemeyi amaçlayan Dijital Pazarlar Yasası ile AB, piyasada yerleşik konumdaki büyük şirketlerin, diğer bir ifadeyle eşik bekçilerinin (gatekeeper), rekabet hâlinde oldukları diğer şirketlerden aldıkları verileri artık kullanamayacakları ve çevrimiçi piyasalarda tekelleşmelerinin önüne geçileceği bir mekanizmayı sunuyor. Dijital Hizmetler Yasası ile ise nefret söyleminden taklit mallara kadar birçok illegal içeriğin dijital platformlardan kaldırılması, her bir Üye Devlet tarafından bir “Dijital Hizmetler Koordinatörü” atanması ve aksi takdirde ihlal eden kullanıcılara para cezalarının uygulanması amaçlanıyor.

5- AB’nin İç ve Dış Politikası Bağlamında Fransa Dönem Başkanlığı’nın Pozisyonu

Macron, Avrupa egemenliğine vurgu yaparken diğer yandan da, demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi değerler etrafında Avrupa vatandaşlarının korunması hedefinin altını çiziyor. Bu bağlamda, AB gündemini 2021 yılında oldukça meşgul eden hukukun üstünlüğü ilkesinin müzakereye açık olamayacağını belirtiyor. Konunun aktörlerinden biri olan Macaristan Başbakanı Viktor Orbán hakkında Macron, “Avrupa için birlikte çalışmalıyız” diye bir beyanda bulundu. İkinci olarak, Fransa’nın demokratik enstrümanları hem nicelik hem de nitelik anlamında geliştirme hedefi de mevcut. Örneğin, AB liderlerinin vatandaşlarla gerçekleştirmeye başladığı Avrupa’nın Geleceği Konferansları’nın devamlılığının sağlanması ve baharda tamamlanarak elde edilen çıktıların AB paydaşlarıyla paylaşılması Fransa Dönem Başkanlığı’nda gerçekleşecek.

Bu öncelik altındaki üçüncü bir konu başlığı genişleme perspektifi. Fransa, geleneksel olarak Avrupa bütünleşmesine genişlemeci bir bakış açısından çok derinleşmeci bir çizgide yaklaşıyor. Nitekim AB Konseyi Başkanlığı’nın resmi web sitesinde Batı Balkanlar ile ilgili sadece stratejik ortaklık ekseninde bir yorumda bulunmakla birlikte, Türkiye hakkında tek bir ifade geçmiyor. Bu anlamda Türkiye açısından üyelik sürecinde bir gelişme yaşanacağını beklemek hayal ürünü iken, odağın vize serbestisi ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gibi teknik alanlara yönlendirilmesi daha elverişli görünüyor. Dış politikada ise Macron, Afrika ile yeni bir ekonomik ve mali mutabakatın kurulacağı imasında bulunuyor. Buna ek olarak, ABD ile güvenlik temelli ilişkileri sürdürmek, fakat savunma bağlamında özerkliğini elde etmek isteyen AB açısından Fransa’nın Dönem Başkanlığı önemli gelişmelere açık. Pasifik ekseninde ise Çin’e karşı hem teknolojik hem de askeri alanda rekabet gücünü artırmak için çaba sarf eden Fransa’nın bu politikasını önümüzdeki altı aylık süreçte Avrupa gündemi için taze tutacağı da beklentiler arasında. Son olarak, 10 ve 24 Nisan 2022 tarihlerinde gerçekleştirilecek Fransa Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçlarının hem politika önceliklerini hem de Türkiye ile ilişkileri doğrudan etkileyeceğini öngörmek mümkün.

Fransa Dönem Başkanlığı’nın internet sitesine buradan ulaşmak mümkün.

https://www.ikv.org.tr/ikv.asp?id=5371